SON DAKİKA
fatsagazetesi
✍️ Köşe Yazısı

GEREDE ORTAOKULU

ZEKİ ORDU'in KalemindenMeslek hayatıma son verdikten sonra Karadeniz Bölgesi vilayetlerini ilçe ilçe gezmeye karar verdiğim. Bir eğitimci olarak seyahat ettiğim yerlere turistik bir gözle bakmadım. Her ilin ve ilçenin sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitim tarafları beni daha çok ilgilendirdi.

ZEKİ ORDU ZEKİ ORDU KÖŞE YAZARI
22.07.2026 76 okunma
Bölgede bulunan 18 il 196 ilçe arasından geride kalan illerden biri de Bolu’ydu. Ülkemizin vilayet sayısı 67 olduğu zamanlarda bazı illerin farklı özellikleri ile bilinirdi. Bolu’da bunlardan biriydi. Ülkemizde “Bolu Beyi” ismini duymayan yoktu. Ayrıca dağları, ormanları ve aşçılarıyla da tanınmış bir yerdi. Çocukluğumda o zamanki ismiyle “Birinci Lig” takımlarından biri olan Boluspor üç büyüklere kök söktürürdü tabiri caizse. 
Günün birinde Karadeniz Bölgesi’nin bütün il ve ilçelerini gezmeye karar verip yolumun Bolu’dan da geçeceğini düşünmemiştim. Üniversiteye gidene kadar bulunduğum yerde elektrik yoktu ve biz gaz lambası ile liseyi bitirmiştik.
Bolu zor bir coğrafyaya sahipti. Ben bu ili gezmek için üçe ayırdım. Göynük ile Mudurnu bir gezimde, Merkez, Seben ve Kıbrıscık başka bir zamanda ziyaret edecektim. Gerede, Dörtdivan, Yeniçağa ve Mengen ise başka bir zamanda görülecekti.
Ordu’ya diğerlerinden daha yakın diye önce Bolu’nun doğu tarafına seyahat etmeye karar verdim. Bir vesile ile Ankara’ya geldiğimde Ordu’ya dönüşümü bu ilçeleri görerek ve bazı çalışmalar yapmak istedim.
Ankara’dan yola çıkınca ilk durağım Gerede oldu. Hani “Bülbülün yüz türküsü varmış, doksanı gül üzerineymiş” sözü mucibince 38 sene öğretmenlik yapan biri olarak vardığım her ilçede mutlaka bir okulu ziyaret ederim. Gerede’ye ulaşıp otomobili bir yere par ettikten sonra en yakınımda iki okula birden rastladım Bunlardan biri Gerede Ortaokul idi. 
Eğitim-öğretimin son haftası olduğu için okullarda sene sonu için yapılan bazı faaliyetler oluyordu. Orada da bazı çalışmalar vardı. Ben her şeye rağmen okulun kapısından içeri girdim. Kimseyi tanımadığım için önce okul müdürünü sordum. Beni Oğuzhan Özdemir Beyefendi ile tanıştırdılar. Emekli bir öğretmen olduğumu ve Gerede ilçesine misafir olarak geldiğimi söylediğimde beni misafir olarak programa davet etti. Yılarca idarecilik yapmış biri olarak çok güvenli olmadığı müddetçe bu tür programları sadece veliler takip edebilir.
Hava sıcaktı ve bir öğleden sonraydı. Yapılan çalışmaları takip ederken; bir Karadenizli olma dolayısı ile iki Karadenizli öğretmenle tanıştırdı beni. Bir Artvinli bir öğretmendi. Benim yaşıma göre genç ve yakışıklı bir beyefendiydi. Kendisi ile biraz sohbet ettik. İşin tuhaf tarafı bu seyahate çıkmadan önce Bolu’ya mı gitsem Artvin’e mi gitsem diye karar verememiştim. Ancak bir vesile ile Ankara’ya geldiğimden, Bolu daha yakın geldi.
Diğer tanıştığım kişi ise zarif bir Hanımefendi idi. Kendisi Sinop’un Türkeli ilçesindenmiş. Ziyaret ettiğim bir ilçeydi. Yanlış hatırlamıyorsam bir Ayancık türküsünde “Ayancık eymeleri/ Beğenmem değmeleri” mısralarında “değme” üzerine bir sohbet etmiştik. Malum Ayancık, Sinop’un Türkeli’ye komşu bir ilçesi.
Her iki öğretmen ile kısa bir sohbetin ardından okulu dolaştım biraz. Bu arada Artvinli ve Türkelili öğretmenlere selamlarımı iletiyorum. Kendilerine sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir gelecek diliyorum. Her şeyin gönüllerinin arzu ettiği gibi olmasını temenni ediyorum. Keşke isimlerini hatırlasaydım da ismen selam yollasaydım. 
Okul Müdürü Oğuzhan Özdemir Beyefendi bir yandan yapılan programı takip ediyordu. Yani meşgul bir anıydı ve tabiri caizse başını kaşıyacak zamanı yoktu. 
Makul bir süre sonra oradan ayrıldım. Bir hatıra olması babından bu satırları kaleme aldım. Muhtemel daha görüşme imkânı olmayacak kişiler hakkında yazmak ise farklı bir duygu benim için. Dünya bu! Ne zaman neyle karşılaşacağını bilemiyor insan. Gerede’ye selamlarımı iletiyorum.