✍️ Köşe Yazısı
KAYBOLAN YOL
ZEKİ ORDU'in KalemindenSıcak bir yaz günüydü. Haziran ayı gireli iki hafta olmuştu. Mevsim bütün özelliklerini sergiliyordu.
Bir vesile ile yolum Ankara’ya düşmüştü. Orada kaldığım birkaç günden sonra Ünye’ye geldiğim yoldan değil de bazı il ve ilçeleri ziyaret ederek gelmeye karar verdim.
Niyetim Bolu’nun Göynük ve Mudurnu ilçelerini görüp, yola devam etmekti. Bolu ili zaten benim bütün ilçeleri ile ziyaret etmeyi planladığım illerdendi. Ben de hazır Ankara’ya gelmişken, yani bu kadar yaklaşmışken geriye bu ilçeleri görerek dönmek istedim.
Ankara’dan yola çıktığımda yollarda bulunan mavi tabelalara güveniyordum. Ankara’dan epey uzaklaştıktan sonra gözlerim yollarda bulunan mavi tabelalardaydı. Her geçen saniye ardımda kilometrelerce yol bırakıyordum. Bir ara bir yol çalışmasına rastladım ve görevliler bizi başka bir güzergâha yönlendirdiler.
Ben Göynük ve Mudurnu’yu hayal ederek yoluma devam ediyordum. Ne kadar gittim bilmiyorum. Tabelada Bolu ve Gerede şu kadar yazmasın mı? Bir yerde bir hata yapmıştım. Aslına bakılırsa Bolu’nun bütün ilçelerine gitmeyi planlamıştım ancak önce Göynük ile il sınırlarına girmek istemiştim.
Biraz daha yol aldıktan sonra bir petrol istasyonuna rastladım. Hemen içeri girip otomobili bir yere park ettim. Petrol istasyonun ofisinde birkaç kişi vardı. Selam verip içeri girdim. Onlara “Göynük’e” gitmek istediğimi söylediğim de bana mevcut yolun Göynük’e gitmeyeceğini söyledi. Daha sonra isinin İrfan Aydın olduğunu öğrendiğim kişi Göynük’e en kolay nasıl gideceğimi tarif etti.
Bu arada bana çay ikramında da bulundular. İş dönüp dolaşıp gezilecek görülecek yerlere geldi. Yanılmıyorsam petrol istasyonun isimi “SOİL” petroldü. Tahminime göre Kızılcahamam sınırları içindeydi.
İrfan Aydın Bey ile epey sohbet ettik. Bana ilçede ve yakınlarda görülmesi gereken birçok yerin ismini verdi. Bu arada sohbet ettiğimiz diğer kişinin ismi de Mehmet Aydın’dı. Bana Kızılcaören “Kırmızı Pirinç”ten bahsettiler. Hatta Çeltikçi köyünde çok pirinç olduğundan bahsettiler.
Çamlıdere’de ise Ali Semerkandi Hazretlerinin türbesi olduğu bilgisini verdiler. Güdül’e bağlı İnönü Vadisi ile ilgili açıklamalarda bulundular. Ben bu bilgileri almak için İrfan Aydın ve Mehmet Aydın Beyefendilerle biraz sohbet ettim. Zaten Ankara’dan uzaklaşmıştım. Madem yolu şaşırdım vardır bunda da bir hikmet diye önce Gerede’ye gitmeye karar verdim. Gerede, Yeniçağa, Dörtdivan ve Mengen, Bolu’nu doğu tarafındaydı ve bana göre Ordu’ya daha yakındı.
Ayrıca bulundukları yerde Kara Akbaba türünde bir kuş türü varmış. Sayıları önceleri az şimdi biraz çoğalmış. Sırf onları görmek için bile gelenler oluyormuş.
Ben uzun zaman olmuştu evden ayrılıp Ankara’ya geleli. Bir an evvel geri dönmek istiyordum. Havalar çok sıcaktı ve Haziran ayı yarı edilmişti.
Biraz daha oturdum petrol istasyonunda. Sonra yola revan oldum. Artık mavi tabelalarda “Göynük” yerine “Gerede” kelimesine dikkat ediyorum. Zaten diğerini kaçırdım, bir de bunları kaçırmayayım diye gözlerim tabelalarda; aklım ise İrfan Aydın Beyin verdiği bilgilerdeydi.
Yolunu kaybetmiş biri olarak önceliğimin en hızlı bir şekilde gideceğim yere gitmem gerekirken, yine bazı bilgilerin peşine düştüm.
Yazımın sonuna gelmek üzereyken vermiş olduğu bilgilerden dolayı İrfan Aydın ve Mehmet Aydın’a çok teşekkür ediyorum. Sohbet güzeldi. Bölgeye hâkim bilgilere sahiptiler. Bende ise zaman dar süre kısıtlıydı. Yine de hoş bir sohbet oldu. Bir hatıra kalması ve teşekkür babından bu yazıyı yazıyorum. Aradan bir ay gibi bir zaman geçti ama umarım kusur saymazlar. İrfan Aydın ve Mehmet Aydın’a bol kazançlar dilerim. Sağlıklı ve huzurlu bir gelecek dilerim.
